Etiketlenen YazılarTuning Dökümanlar

Egzoz manifoldu nedir?

Motorun yanma odasında patlayan yakıt ve hava karışımı, dışarıya egzoz gazı olarak çıkar. Bu çıkış ne kadar rahat gerçekleşirse, motor o kadar performanslı çalışır. Bu arada egzoz sesi de biraz artar. Otomobil üreticileri egzoz sistemin!, hem ses izolasyonu hem de performansı bir arada sunabilmek amacıyla geliştirirler.

Performans sağlayan egzoz sistemlerindeyse çıkışlar daha da rahatlatılarak egzoz gazının dışarıya çok daha kolay atılması sağlanır. Egzoz sisteminin tüm parçaları, çeşitli firmalar tarafından üretiliyor. Bu parçaların basında gelen son susturucu ve egzoz manifoldu (headers), otomobilin performansını en çok etkileyen parçalar.

Headers, yanma odasında oluşan gazın dışarıya daha rahat ve düzenli çıkabilmesini sağlar. Her silindirden ayrı ayrı çıkan atık gazlar, headers sayesinde bir düzene girer ve bunların oluşturduğu negatif basınç gücün daha da artabilmesini sağlar

Headers takıldığı takdirde, otomobilin orijinal egzoz sisteminin de komple değiştirilmesi gerekir. Bu şekilde otomobilin motor yapışı ve hacmine göre yüzde 5 ile 10 arasında güç artışı sağlanabilir. Egzoz sisteminde çok fazla değişiklik yapmak istemeyenlerse, sadece son susturucu veya bununla birlikte orta susturucuyu değiştirmekle de yetinebilirler. Ancak bu durumda fazla bir güç artışı sağlamayabilir.

Genellikle paslanmaz çelikten üretilen egzoz sisteminin orijinalinden daha hafif olması da performans severler için bir avantaj sayılabilir.

Add comment Mart 17, 2008

Otomobil aydınlatmasının tarihçesi

Otomobil aydınlatmasının tarihçesi şöyledir:

1908… Otomobilde dinamonun kullanılmaya başlanması ile birlikte elektrikli ampuller de kullanılmaya başlandı. Bu ampullerin en kötü yanı aniden ve sıkça bozuluyor olmasıydı.
Farda ışığı yola direkt olarak yansıtan parabolic aynalar kullanılıyordu. Işığın dağılımı o kadar kötüydü ki, geceleyin karşılaşan iki otomobilden biri durmak zorunda kalıyordu.
1917… Özel kaplamalı metal reflektör ve yeni ampul soketlerinin kullanılmaya başlanması. Bu reflektörlerde daha gelişmiş odaklama ayarları yapılabiliyordu.
1919… Kısa ve uzun far için ayrı reflektörler kullanılmaya başlandı. Bu düzenleme ile birlikte ışığın dağılımı sorunu da kısmen çözülmüş oldu.
1925… Kısa ve uzun far ışığının aynı reflektörde üretilmesi için yapılan çalışmalar sonuç vermeye başladı. Böylece maliyet daha da azaltılabilecekti.
1926… Stop lambası kullanılmaya başlandı.
1931… Ön sis farı kullanılmaya başlandı. Sis farı özel optik yapısı ile kısa farın aksine yüzeyi aydınlatıyor, ışığın siste geri yansımasını engelleyebiliyordu.

1945… Asimetrik ışık deseninin kısa farlarda kullanılmaya başlanması ile yolun sağ tarafına daha fazla ışık yansıtılması sağlanarak karşıdan gelen trafiğin üretilen ışıktan rahatsız olması engellendi.
1948… Statik viraj farı ilk defa Tucker Torpedo’da kullanıldı.
1958… BM Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNECE), otomobil aydınlatmasının üye ülkeler tarafından uyulması gereken tüm standartlarını belirledi.
1962… Otomobil aydınlatmasında kullanılan ilk halojen ampul olan H1 üretildi.
1966… Arka sis farı kullanılmaya başlandı.
1967… H3 ampul üretildi.
1971… H4 ampul üretildi.
1974… 3. stop lambasının gerideki sürücüyü daha iyi uyardığı bir psikolog tarafından keşfedildi.
Elektrikli far seviye ayarlama mekanizması kullanılmaya başlandı.
1983… Elipsoidal far üretildi.
1988… Free form far üretildi.
1992… Xenon far ilk defa BMW 7 serisinde kullanıldı.
H7 ampul üretildi.
LED’li 3. stop lambası ilk defa BMW 3 Cabrio’da kullanıldı.
1993… Şeffaf ön camlı free form far üretildi.
1994… Daha gelişmiş aydınlatma sistemlerinin geliştirilmesi için üye firmalar Eureka E!1403 projesi altında çalışmalara başladılar.
1997… Mavimsi ışık veren ampuller ve Xenon gazı içeren yüksek performanslı halojen ampuller üretildi.
1999… H8, H9, H11 ampulleri üretildi.
2000… Bi-Xenon far ilk defa Saab 9.5 serisinde kullanıldı.
2002… Eureka E!1403 projesine bağlı olarak statik ve dinamik viraj farlarının çalışmaları hız kazandı.
LED’li far geliştirme çalışmaları hız kazandı.
2003… Viraj farları Avrupa ülkelerinde kullanılmak üzere onay aldı.
LED’li park ve gündüz sürüş farı (DRL) ilk defa Audi A8′de kullanıldı.
Statik ve dinamik viraj farı ilk defa Opel Signum’da birlikte kullanıldı.
2005… Yasal yeterliliğe sahip ilk LED’li kısa far prototipi üretilmiştir…

Add comment Mart 17, 2008

Otomobilin Doğuşu

Otomobilin Doğuşu KraLtuning Araştırdı

Yaşadığımız dünyadaki en önemli teknoloji ürünlerinden biri otomobillerdir şüphesiz. İcat edildikleri zamandan bu yana teknolojinin gelişmesiyle birlikte hep daha yeni, daha farklı şekillerle çıkmıştır karşımıza. Amaç hep en iyisini üretmek oldu belki de, hep bu amaçla çalışıldı, ama her yeni otomobilin ardından daha iyisi geldi. Bir noktadan sonra ise otomobil çeşitleri, modelleri, özellikleri ve aksesuarları takip edilmez bir şekilde çeşitlendi. Görünüşündeki ihtişam, kullanımındaki konfor ve sahip olmanın verdiği güç duygusuyla, kısa zamanda ihtiyaçtan öte insanların hayallerini süsleyen bir unsur haline geldi.
İnsanoğlu otomobili icat edene kadar pek çok aşamadan geçti. Daha teknoloji diye bir olgunun var olmadığı, insanların doğayla mücadele içinde oldukları bu dönemde, hayat şartlarını kolaylaştırmak için binek hayvanları kullanılıyordu. Ardından, insanoğlunun yaşamını kolaylaştıracak, insanlık için oldukça önemli olan tekerlek icat edildi. Tekerlek ilk önce binek hayvanlarıyla kullanıldı. Daha sonra ise tekerlek yardımı ile at arabaları, kızaklar ve tarımda kullanılabilecek çeşitli araçlar elde edildi. Artık insanların yaşamlarını devam ettirebilmeleri için gerekli olan; tarım, taşımacılık, göç gibi ihtiyaçlarını gerçekleştirmek daha kolay hale gelmişti.
İhtiyaçlarını gidermede kolaylık sağlaması amacıyla yapılan bu araçlar kısa zamanda insanların hayatlarının önemli bir parçası haline geldi. Artık bu araçlar, insanoğlunun hayatla mücadelesine kolaylık sağlamanın yanında bir lüks, hatta ihtişamıyla gücün simgesi oldular.
Zamanın imparatorları, devlet adamları hep bu araçlarla çıktılar halklarının karşısına ve güçlerini pekiştirdiler. Bu dönemde binek hayvanlarına bile sahip olamayan insanlar, tabii ki bu araçlara da ulaşamadılar ve zamana karşı verilen mücadelede gücü doğadan alıp, insanlara veren at arabaları, zenginlerin kolaylıkla ulaşabilecekleri lüksü simgeleyen araçlar haline geldi.
Tarih boyunca her zaman ihtiyaçlar, yeni buluşları ortaya koydu. Binek hayvanlarının kullanımını kolaylaştıran at arabaları zamanla ihtiyaçları gidermede yetersiz kaldı ve daha iyiye ulaşma çabasıyla ilk bisiklet yapıldı. İki tekerlekli bisikletten sonra, hızla üç tekerliye geçildi. Sanayi Devrimi ile her alanda makine kullanımı yaygınlaştı, yeni buluşlar yapıldı. Buhar gücü kullanılmaya başlandı ve ilk olarak buhar gücüyle kullanılan makineler yapıldı. Buhar gücüyle kullanılan makineler, tekerli arabalara uygulandı. İlk buharlı araba, 1770 yılında Cugnot tarafından yapıldı. Böylece otomobilin icadında ilk adım atılmış oldu. Ardından da hızla motorlu taşıtlara geçildi. Böylece hız kazanan teknoloji, insanları da beraberinde götürmüş, artık onlara da hız kazandırmıştı.
”Hız Kesmeyen” Teknoloji
Hızlanan çalışmalar sonucu ilk motorlu taşıt 1885 yılında Alman Karl Benz tarafından yapıldı. Yapılan taşıt, dönemin özelliklerini taşıyordu ve sadece iki kişilik bir bisiklet biçimindeydi. Yaklaşık bir yıl sonra Gottlieb Daimler motoru atlı arabalara monte etti.
Ulaşılan bu sonuçlardan sonra çalışmalar hızlanmıştı ve klasik tip araba icadı fazla gecikmedi. 1891 yılında, Fransız Rene Levassor bilinen ilk klasik tip arabayı icat etti. 2000’li yıllara yaklaştıkça her an etrafımızda görebildiğimiz bu araçlara insanlar o dönemde o kadar yabancılardı ki, önden giden bir kişi elinde bayrak sallayarak taşıta yol açıyordu.
Sonunda insanların hayatına hız kazandıracak olan icat yapılmış, dört tekerli araç hayatlarına girmişti. Bu icat yeryüzündeki hareket olgusunu doğadan alıp insana vermişti.
Artık amaç daha güçlü bir motor, daha hızlı ve gösterişli arabalar üretmekti. Teknolojinin gelişimi bunu da beraberinde getirdi. Artık üretilen her otomobil bir öncekinden daha üstün özelliklere sahipti.
Motorlu taşıtların icat edilmesiyle birlikte insanlarda başlayan hız tutkusu, beraberinde otomobil yarışlarını da getirdi. Otomobil yarışları 1880’lerde benzinle çalışan içten yanmalı motorların geliştirilmesinden sonra başladı. Birkaç yıl içinde ise yarış arabaları üretilmeye başlandı. İlk otomobil yarışı 1895 yılında Paris-Rouen arasındaki 80 kilometrelik mesafede yapılan güvenilirlik denemesiydi.
19.yy’ın sonlarında insanların hayatına giren otomobil, 20.yy ile birlikte insan hayatının bir parçası olmuştu. 1900’lü yıllara gelindiğinde arabalar artık insanların zevklerine hitap etmeye başlamıştı. Genellikle siyah renkte üretilen otomobiller önce çeşitli renklere büründü, 1960’lı yıllarla birlikte ise adeta gücü simgeleyen büyük arabalar üretilmeye başlandı. İlk otomobillerin üretim aşamasında karşımıza çıkan modeller ile otomobil çeşitlerinin artmasıyla karşımıza çıkan modeller arasındaki fark, yapılan çalışmaların hızını ve verilen önemi anlatıyor.
“Devrim”den Sonra…
1960’ yıllara kadar Türkiye’de sadece Amerikan otomobilleri ve bazı Avrupa otomobilleri bulunuyordu. Çünkü otomobilin ithal edilmesi maddi açıdan oldukça zordu. Ama tüm dünyayı saran bu otomobil heyecanı çok geçmeden Türkiye’yi de sardı. Dönemin Devlet Başkanı Cemal Gürsel’in girişimiyle yerli otomobil fikri ortaya çıktı ve çalışmalara başlandı. Adapazarı Vagon Fabrikası’nda çeşitli otomobillerden alınan parçalarla “Devrim” adında bir otomobil yapıldı. Devrim, çalışmalarının aceleyle yapılması nedeniyle resmi geçit sırasında yolda kaldı ve ilk yerli otomobili üretmenin heyecanıyla başlanan çalışmalar burada son buldu.
Başarısızlıkla sonuçlanan ilk çalışmaların ardından Vehbi Koç’un da girişimleriyle yeni bir proje hazırlandı. Bu sefer Türkiye’nin ilk yerli otomobili üretime hazırdı. 1967 yılında, Türkiye’nin ilk yerli otomobili Anadol sokakları arşınlamaya hazırdı. Bu ilk yerli otomobil, 1100 motorlu, 4 vitesli bir otomobildi. Anadol’ un iki ve dört kapılı olmak üzere iki modeli üretilmişti. Yapıldığı dönemde kaportasının zayıflığı nedeniyle tartışma konusu olan Anadol 2000’li yıllara kadar dayanarak herkesi şaşırtmıştır. Türkiye’de sanayileşmenin ve dışa açılmanın ilk yıllarında ticaretin gelişmesiyle özellikle küçük esnafın kamyonete gereksinim duymasıyla Otosan, Anadol Kamyonet üretimine geçti. 1980’li yıllarda Anadol’lar kamyonete dönüştü. Bu durum kısa zamanda ilk yerli otomobilin üretiminin azalmasına sebep oldu.
Türkiye’de, Anadol’un gördüğü ilgiden sonra 1971 yılında Renault marka otomobiller de üretilmeye başlandı. Türkiye’nin coğrafi şartlarına uygunluğu nedeniyle kırsal kesimde yaygın olarak kullanılan bu otomobil, zamanla ülkemizde en yaygın kullanılan otomobil haline geldi. Renault otomobilleri üretime başlandığı 1903’lü yıllardan sonra oldukça farklılık gösterdi. Bu farklılığı 1903 ile 1962 yıllarındaki modeller arasında belirgin şekilde görebiliyoruz. Üretildiği dönemde sahip olduğu aksesuarlar, motor gücü ve diğer özellikler nedeniyle daha çok gezinti ve davetlerde kullanılmaya müsait görünen Renaultlar, 1962 yılında güçlendirilmiş motoru, daha modern hale getirilmiş kaportası ve aksesuarlarıyla kullanıma ve uzun yola dayanıklı görünümüyle karşımıza çıkıyor.
Asla “En İyisi” Olmayacak Otomobiller…
Her zaman daha iyisini üretmek amacıyla yapılan çalışmaların sonucunda ortaya çıkan modeller, otomobilin zaman içinde geçirdiği aşamaları ortaya koyuyor. Tekerleğin icadıyla başlayan macera, at arabalarına takılan buharlı makinelerle hız kazandı ve motorlu taşıtların icadıyla hayal bile edilemeyecek bir aşamaya ulaştı. Üretilen her yeni modelle birlikte biraz daha ulaşılmaz oldu otomobiller; ama yine de her zaman birçoğumuzun hayallerini süslemeye devam ettiler. Otomobil sahibi olmak, hayatımızdaki pek çok amaçtan biri oldu, hatta hepimiz birer otomobil tutkunu olduk. Otomobiller hakkında teknik anlamda bilgiye sahip olmasak bile, bu onlarla ilgilenmemize engel olmadı ve hepimizin zevkine uygun bulduğu bir model hep oldu. Farklı bir amaçla çıkılmıştı yola, belki de hayatı biraz daha kolaylaştırmak, zamana karşı yarışta hız kazanmak…Şimdiyse bu yarış; otomobil üreticileri, firmalar ve belki de asla “en iyisi” olmayacak otomobillere sahip olmaya çalışan insanlar arasında yaşanıyor. 

Add comment Mart 17, 2008

Çizikler İçin Değişik Bir Yöntem

Arabanızda hafif olan çizikler, çıkmak bilmeyen kuş pislikleri,boya yaparken arabaya sıçraya boyalardan kurtulmakmı istiyorsunuz ??

Malzemeler;
1.bol miktar sigara külü
2.su
3.pamuk
4.kuru bez

Arkadaşlar önce sigara külünü kültablasına dökün ve 2,3 damla su karıştırın macun kıvamına dönüyo külü birpamuk yardımızla alıp çizik vs. üstüne bastıra bastıra 5 dakika temizleyin kuru bezle silin işlem tamamlandı.

Add comment Mart 17, 2008

antifriz

Bildiğiniz gibi; antifriz, sıfır derece ve altında radyatör suyuna katılarak suyun donmasını önleyen kimyasal maddedir.
Antifriz radyatörü ve soğutma sistemini pas ve korozyondan korumak amacıyla da kullanılmaktadır. Sadece anfrizini kendisinin donma derecesi -12′dir, su ile karıştırıldığında donma noktası -65 dereceye kadar düşürmektedir. Ancak su oranı veya antifriz oranı arttıkça donma noktası düşmektedir.Bu nedenle doğru miktarda su ile karıştırılması önemlidir. Su oranı %70′i aşarsa donma %30′un altına düşmekte ve hararet tehlikesi baş göstermektedir.

Türkiye iklim koşullarında maksimum koruma için % 33 ila % 50 arasında antifriz kullanımı tavsiye edilmektedir. Karışım yaparken kireçli sulardan kaçınılması gerekmektedir. kireçli sular antifrizin içindeki koruyucu katıkların etkisini azaltmaktadır. Bu nedenle musluk suyu yerine yumuşatılmış ve distile edilmiş su kullanılmalıdır.
Antifrizler normalde yılda bir defa, ekleme yapılmadan değiştirilir.

Yanlış bir bilgi vardır, kışın çok soğuk havalarda motor sıvısının tamamen antifrizle doldurulmasının daha iyi sonuç vereceğine inanılır. Oysa durum çok farklıdır ve bu yöntem, inanılanın aksine, donma noktasını daha aşağılara çekmez, yükseltir. Aşırı soğukta uygulanacak en iyi karışım oranı su ve antifrizin yarı yarıya karıştırılmasıdır.

Yazın ise antifrize artık gerek kalmadığına inanılır. Oysa bu da yanlış bir bilgidir. Çünkü antfiriz motor içinde paslanmayı ve tortu birikmesini önleyici özelliğe sahiptir. Buna ek olarak antifriz, suyun kaynama noktasını yukarı çektiğinden, motoru aşırı ısınmaya karşı da korunmuş olur.

Add comment Mart 17, 2008

Chip Tuning’İn MantiĞi

Otomobil üreticileri bir motoru dizayn ederken sadece performans üzerine düşünmezler. Onlar, otomobillerde yakıt ekonomisini, uygun olmayan kullanım koşullarını, kalitesiz yakıt kullanılabileceğini, eksik ve kötü bakım yapılabileceğini göz önünde bulundurarak bazı önlemler alırlar ve bu da motorun performansını olumsuz yönde etkiler.

İşte bu noktada superchips, arabasının bakımlarını düzenli ve iyi bir şekilde yaptıran, yakıt ekonomisinden bir miktar taviz verebilecek kullanıcıları için farklı bir yazılımla motoru yöneterek, her türlü motordan %10 civarı güç ve tork artışı alınmasını sağlar.
Farklı markalarda otomobillerin farklı motor ve kontrol ünitesi özellikleri olduğu için Superchips farklı markalara özgü farklı chip tuning metotları geliştirmiştir.

Çoğu otomobilde geçerli, eski chip’in yerine yeni bir chip takmanın yanında Ford’larda farklı bir modül, BMW ve yeni Opel Vectra gibi otomobillerde seri programlama ve çoğu japon otomobilinde de Icon Race gibi yöntemlerle chip tuning yapılabilmektedir.

Add comment Mart 17, 2008

Otogaz Nedir?

Otogazın
Genel Tanımı

Otogazın içeriği, diğer iki LPG kategorisi olan tüplügaz ve dökmegaz içerik özelliklerinden farklı olmalıdır. Aksi halde, otogazdan düşük performans alınır.

Otogaz, otomobil yakıtı olarak kullanılan LPG’nin genel adıdır. LPG ise, propan ve bütan gazlarının belli oranlarda karışımından oluşan ve İngilizce adı Liquefied Petroleum Gas (Sıvılaştırılmış Petrol Gazı) olan bir petrol gazıdır. Petrolün rafinerilerde işlenmesiyle ve doğalgaz kaynaklarından elde edilir. LPG, doğalgaz ile aynı yakıt değildir.

LPG, otogaz olarak araçlarda; tüplügaz olarak evlerde, işyerinde ısınma ve pişirme için; dökmegaz olarak daha yüksek miktarda stoklanarak sanayide üretim, ısınma, pişirme için ve müstakil konutlarda ısınma ve pişirme için kullanılır. Otogazın içeriği, diğer iki LPG kategorisinin içerik özelliklerinden farklı olmalıdır. Aksi halde, otogazdan düşük performans alınır.

Otogaz
Güvenlidir

Türkiye’de otogazlı araçların, kapalı otoparklara alınması standart gereği yasaklanmıştır. Bu yasağın temel nedeni kapalı alanlarda oluşabilecek tehlikelerden LPG’li aracı uzak tutmaktır. Fransa gibi pek çok ülkede, Türkiye’de de geçerli olan otogaz dönüşüm standardına uygun araçlar tüm kapalı otoparklara girebilmektedir.

Otogaz ve LPG kullanımında oluşan sorunların nedeni, tamamen standart dışı ve yanlış uygulamalardır.

Otogaz, güvenli bir yakıttır. İstasyonlarda stoklama ve dolum, araçlarda dönüşüm ve üründe içerik; standartlara uygun olduğunda otogazın kullanımı son derece güvenlidir.

Otogaz ve LPG kullanımında oluşan sorunların nedeni, tamamen standart dışı ve yanlış uygulamalardır.Örneğin, otogaz kullanıcıları da benzinli veya dizel araç sahipleri gibi araçlarının periyodik bakımlarını yaptırmalıdır. Düzenli bakımı yapılmayan her yakıt türüne sahip araçta performans ve güvenlik sorunları ortaya çıkacaktır.

Otogazda,
• Dönüşümler için TS 12095 ve ECE R 67-01 standartlarına,
• Otogaz kalitesi için TS EN 589 standardına,
• İstasyon kurulumları için TS 11939, TS 1446, TS 1449, TS 1445 standartlarına uyulması gerekmektedir.

Araç dönüşümleri, istasyon kurulumları ve otogaz; bu standartlara uygun olduğu sürece otogaz son derece güvenli, aynı zamanda çevreci ve yüksek performans veren bir yakıttır.

Otogaz
Çevrecidir
Otogaz, çevre ve hava kirliliğini önlemek için çok uygun bir alternatif yakıttır.
Otogazın en büyük avantajlarından biri çevreci olmasıdır. Otogaz, aşağıda bulunan tabloda da görülebileceği üzere benzin ve dizelden çok daha düşük gaz emisyon değerlerine sahiptir, diğer bir deyişle daha çevrecidir. Bu nedenle otogaz, çevre ve hava kirliliğini önlemek için çok uygun bir alternatif yakıttır.

Egzozdan Çıkan Gazlar (gr/km) Otogaz Dizel Benzin

Partiküller (PM) < 0.001 0.040 0.001

Azot Oksitler (NOX) 0.04 0.40 0.06

Hidrokarbonlar (HC) 0.05 0.06 0.08

Sera Gazı-Karbon Dioksit (CO2) 170 170 190

Karbonmonoksit (CO) 0.3 0.5 0.6

Karbondioksit emisyonu diğer yakıtlarla karşılaştırıldığında düşük seviyede olduğundan sera etkisi minimum düzeydedir. Ayrıca otogaz, zehirli olmadığı için toprağa ve suya zarar vermez. (Tablo kaynak: TNO)

Küresel Isınma

Küresel ısınma, atmosferde biriken sera gazlarının yeryüzünden yayılan kızılötesi radyasyonu tutması ve bu radyasyonun uzaya dağılmasını engellemesiyle oluşmaktadır. Küresel ısınmanın ana kaynağı sera gazlarıdır. Sera gazlarının ise üç büyük kaynağı bulunmaktadır: Enerji üretimi, Sanayi ve Motorlu Taşıtlar. Otogazın, başta karbondioksit olmak üzere sera gazları emisyonları diğer fosil yakıtlarına göre daha düşük olduğundan ötürü, küresel ısınmanın engellenmesi konusunda son derece faydalı bir yakıttır.

Çevreye ne kadar katkınız olduğunu düşünüyorsanız tıklayın hesaplayın

Otogaz
Ekonomiktir

Otogazın benzine göre yaratmış olduğu net ekonomi, %35 seviyesindedir.

Çevreci olması nedeniyle pek çok ülkede vergi teşvikleri ve uygun fiyat politikası ile desteklenen otogaz, dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi, Türkiye’de de ilk günden bu yana ekonomik yakıt konumunda bulunuyor.

Günümüzde, otogazın pompa fiyatı, benzinin tam olarak yarısı. Enerji değerleri incelendiğinde ise,
1 birim benzinin 1.3 birim otogaza denk gelmesi nedeniyle, otogazın benzine göre net ekonomisi, %35 olmaktadır. Örneğin, İstanbul ile Ankara arasını katalog değerlerine göre benzinle 250 YTL masrafla giden bir araç, otogaz kullanarak 150 YTL’lik bir harcama yapabiliyor.


Yakıttan ne kadar tasarruf ettiğinizi merak ediyorsanız tıklayın hemen hesaplayın

Otogaz
Performanslıdır
Avrupa’da araçlarda kullanılan otogazın kalitesi, Avrupa Otogaz Kalite Standardı EN 589 ile kontrol edilmektedir. Türkiye’de de bu standart Ocak 2005 yılından geçerli olmak üzere TS EN 589 adı ile zorunlu hale gelmiştir.

TS EN 589 standardına uygun otogaz doğru dönüşüm yapılmış araçta sürekli kullanıldığında araç performansında artış ve emisyonlarda azalma gözlemlenmektedir.

Add comment Mart 17, 2008

lpg hakkında ilginç bilgiler

 Dünyanın birçok ülkesinde LPG, çevrenin korunması ve hava kirliliğinin önlenmesi için kullanılıyor; hatta devlet tarafından vergi teşvikleri veya otomobil üreticileri tarafından fabrika çıkışlı LPG’li araç üretimi ile teşvik ediliyor. Güney Kore, Fransa, Polonya, İngiltere bu ülkelerden sadece birkaç tanesi. Avrupa’da LPG’yi araçlarda en çok kullanan ülke Polonya’dır. Türkiye ise ikinci sırada gelmektedir.

Bugün dünya genelinde en yaygın ve kabul görmüş çevreci alternatif yakıt otogazdır. Dünya çapında 12 milyon araç otogaz kullanmaktadır.
Otogaz Hakkında Dünyadan İlginç Bilgiler

- Sadece Türkiye’de değil pek çok dünya ülkesinde, özellikle gelişmiş ülkelerde, Güney Kore’de, Japonya’da, Polonya’da, Avustralya’da, İngiltere’de, Meksika’da, Hollanda’da, İtalya’da otogaz yoğun olarak kullanılıyor.

- Avustralya, Çin, Fransa, İtalya, Meksika ve ABD toplu ulaşım araçlarını otogaza dönüştürüyor. Çin, hava kirliliği sorunu olan Guangzhou bölgesinde on binlerce otobüs ve taksiyi otogaza çevirdi ve çevirmeye devam ediyor.

- Bazı ABD şehirlerinde otogazlı araçlara özel şeritler ayrılmış durumda.

- Japonya’da devlet, otogaz ve diğer alternatif yakıtların dağıtımı için yeni istasyon kuran şirketlere yatırım harcamalarının yarısını geri ödüyor.

- Londra’da şehir merkezinde uygulanan “trafik ücreti”nden LPG’li araçlar muaftır.

- İngiltere Kraliçesinin makam aracı da LPG’lidir.

- Japonya’nın trafik yoğunluğuyla ünlü başkenti Tokyo’daki tüm taksileri otogaza dönüştürmek istemesi de teknoloji ve güvenlik düşkünü bu ülkenin otogaza ne denli güvendiğini gösteriyor. Hatta büyük şehirlerde taksilerin otogazlı olmasını kanuni zorunluluk haline getiren ilk ülke Japonya.

- Otomobillerin yanı sıra deniz motorlarında, motosikletlerde ve hatta çok yoğun olarak forkliftlerde de kullanılan otogaz için en yeni kullanım alanı geçtiğimiz haftalarda Hindistan’da ortaya çıkmış. Hindistan’ın Gujarat kentindeki 5.000 balıkçı, teknelerini otogaza dönüştürmüş.

- Hindistan Anayasa Mahkemesi hava kirliliğinin azaltılması amacıyla trafiğin yoğun olduğu 11 şehirde ticari araçların otogaza dönüştürülmesini zorunlu hale getirmiş.

İlk olarak Vietnam’da başlayan motosikletlerin otogaza dönüştürülmesi hareketi büyük bir hızla Kamboçya’ya, Filipinler’e, Tayland’a ve hatta Afrika ve Avrupa ülkelerine yayılmaya başlamış.

Add comment Mart 17, 2008

otomobil kullanımıyla faydalı bilgiler

Evet Arkadaşlar Kraltuning olarak otomobil kullanımı ile ilgili sizlere faydalı bilgilerde bulunacağız Konuyu Sıkılmadan sonuna kadar okuyun cok yararli bilgiler bunlar.

Otomobil kullanımıyla ilgili faydalı Bilgiler
Benzine her gün gelen zamlardan bıkıp arabanızın kontağını çalıştırmaya korkar hale geldiyseniz işte size az benzin yakarak çok yol almanın püf noktaları…

Benzine her gün gelen zamlardan bıkıp arabanızın kontağını çalıştırmaya korkar hale geldiyseniz işte size az benzin yakarak çok yol almanın püf noktaları;

Otomobil kullanma biçimi yakıt tüketimini etkiliyor
Otomobili kullanış biçimi yakıt tüketimini azımsanmayacak ölçülerde düşürebiliyor. Bunun nasıl olacağını aşağıdaki noktalara dikkat ederek görmek mümkün.

Otomobili rölantide ısıtmayın
Motoru rölantide ısıtmak motora verdiği zarar yanında yakıt tüketimini de artıran önemli noktalardan biri. Motoru çalıştırıp yola çıktığınızda yaptığınız birinci kilometre sonunda otomobilin yaktığı benzin üç dakika rölantide çalışmış kadardır. Yani otomobili üç dakika ısıtmak için harcanan benzinle 1 km yol yapabilirsiniz. Bu nedenle uzun süreli durmalarda motoru durdurmakta fayda var.

Kısa mesafeler için otomobil kullanmak lüks
Yapılan bir test sonucunda 0 derece santigrad hava sıcaklığında 1.6 litrelik orta sınıf bir otomobil motoru marşa basıldığı andan itibaren 100 km’de 40 litreye eş bir tüketim değeri veriyor. Ancak 4 kilometre yol katedildikten sonra otomobilin motoru normal ısısına kavuşuyor ve tüketim normalleşiyor. Bu nedenle kısa mesafeler için otomobili kullanmak yerine yürümek daha sağlıklı ve ucuz oluyor.

Doğru zamanda vites değiştirin, ekonomik viteste sürün
Birinci vitesi yalnızca otomobili hareket ettirmek için kullanın ve hemen ikinci, üçüncü ve dördüncü viteslere geçin. Vitesler değiştirildiğinde motor devri değişir. Motor devri krank milinin bir dakikada yaptığı devir sayısıdır. 6000 d/d’lik maksimum devir sayısı krank milinin saniyede 100 devir yaptığı anlamına gelir. Her motorun maksimum devir sayısı olduğu gibi en verimli çalıştığı bir devir de vardır. Bu devir otomobilden otomobile değiştiği için teknik verilerine bakıp ya da servislere danışılarak öğrenilebilir. teknik verilerde Maksimum tork adı altında görülen değer genellikle motorun en verimli çalıştığı ve az tükettiği devirdir. Bu devirde kalacak biçimde vitesler değiştirildiğinde gereksiz benzin savurganlığı önemli ölçüde azalacaktır.
Örneğin: Test edilen otomobilin birinde 100 km uzunluğundaki düz bir yolda 4′üncü vitesle 60 km/s sabit hızda gidildiğinde 5.8 litre/100 km tüketilmiş. Aynı koşullarda 3′üncü viteste 9 litre/100 km tüketim saptanmış. Görüldüğü gibi aynı uzunluktaki bir mesafeyi bir vites küçülterek katetmek 3.2 litre, yani yüzde 55 daha fazla tüketime yol açabiliyor. Aynı otomobille 30 km/s sabit hızla 3′üncü viteste 7 lt/100 km, ikinci viteste aynı hızda ise yaklaşık 10 litre tüketim saptanıyor. Görüldüğü gibi hangi hızda hangi viteste gidilmesi gerektiğini iyi bilmek gerekiyor.

Sakin, yol ve trafik koşullarına uyumlu kullanım
Ne kadar kararlı ve uyumlu otomobil kullanırsanız o denli az benzin tüketir o denli az sinirlenirsiniz ve otomobiliniz o denli az yıpranır. Akan trafiğin ritmine adapte olmak ve otomobilin hemen önüne değil daha ileriye bakarak gelişmeleri izlemek sakin ve trafiğe uygun sürüşün bir parçası.
Tabii bu arada dikiz aynalarına bakmayı da ihmal etmemek gerekiyor. Önünüzdeki araçla yeterli bir mesafe bırakın. Sık sık hız değiştirmekten kaçının. Yavaşlamak gerektiğinde ayağınızı gazdan zamanında çekin. Böylece hem balatalarınız hem de sinirlerinizin ömrü daha uzun olacaktır. Önünüzde akan trafiği izlemek bu açıdan size yardımcı olacak ve panik fren yapmak zorunda bırakmayacağı gibi yakıt tasarrufu da sağlayacaktır.

Öneriler
Başkalarının sizi sollamasına izin vermek sizin başkalarını sollamanızdan daha akıllıcadır. Otomobilinizin son süratinin yüzde 70-80′ini geçmemek tutumlu sürüş için en basit kuraldır. Yani gaz pedalının altında ne kadar fazla boşluk bırakılırsa o kadar çok para cebinizde kalır ve sinir sisteminiz daha uzunca bir süre otomobil kullanabilmenize olanak tanır.
“kaynak imedya.com”

Az yakıtla, çok yol nasıl yapılır?

Hızla artan akaryakıt fiyatlarıyla mücadele etmenin en iyi yolu olabildiğince sakin otomobil kullanmaktan geçiyor
Geçtiğimiz yıl ülkemizdeki akaryakıt fiyatları bir önceki yıla göre yüzde 15’lere varan oranda artış gösterdi. Portreye yakıt türleri açısından ayrıntılı bakarsak; geçtiğimiz yılın ilk aylarında 2.34 YTL’ye satılan 95 oktanlık kurşunsuz benzin bir yıl aradan sonra yüzde 13’lük bir artışla 2.65 YTL’ye satılmaya başlandı. Çoğu kişinin akaryakıt zamlarıyla mücadele etmek için tercih ettiği motorindeki senaryoysa daha üzücü. Buna göre Ocak 2005’te litresi 1.87 YTL’ye satılan motorin Ocak 2006’da 2.18 YTL’lik bir fiyat etiketi taşır hale geldi. Bu rakamlar hangi yakıt türü seçilirse seçilsin artış düzeyinin enflasyona oranla bir hayli yüksek kaldığını gözler önüne seriyor. Sizler için daha az yakıt tüketmenin yollarını araştırdık. Önerilerimize kulak vererek zamlardan minimum düzeyde etkileneceğinize inanıyoruz.

Gaz pedalıyla dost olun!
Halk arasında ağızdan ağza dolaşan bir deyim vardır. Açıkçası bu yakıt tasarrufu yapmanın altın kuralını ortaya koyuyor. Kesinlikle tahmin ettiğiniz gibi; “Gaz pedalına altında yumurta varmış gibi bas”. Hız yapmak için gaz pedalının sonuna kadar basmaya ihtiyaç yok. Bunun için otomobili fazla zorlamadan hızlandırmak ve hızı korumaya çalışmak yeterli. Otomobiliniz enjeksiyonluysa yokuş aşağı inerken gaza basmayın; ilerlemek için yer çekiminden faydalanın. Bilindiği üzere yokuş aşağı inerken gaza basılmazsa enjeksiyonlu otomobiller yakıt tüketmiyor. Ancak yokuş inerken kesinlikle vitesi boşa atmayın ve kontağı kapatmayın. Vites boşa atıldığında motora yakıt girişi kesilmediğinden tüketim devam eder. Ayrıca motor kompresyonu ortadan kalkacağından otomobili durdurmak güçleşir. Kontak kapatıldığındaysa fren sistemi çalışmadığı için yapılacak yakıt tasarrufuna karşılık ciddi kazalarla karşı karşıya kalabilirsiniz.
Yokuş çıkarken az yakıt tüketmek için yüksek viteste tam gaz yapmaktansa daha düşük viteste yarım, hatta çeyrek gaz yapmak daha doğru olur. Hız sınırlarına uymaya ve gereğinden fazla hızlı gitmemeye gayret edin. 90 km/s’den sonraki her 1 km/s artış yakıt tüketimini yüzde 1 oranında artırır. Saatte 120 km hızla giden bir araç 80 km/s hızla giden bir araca göre yüzde 25 daha fazla yakıt tüketir. Ayrıca yakıt tüketimini artıran “saldırgan” sürüşten kaçının; ancak az yakıt tüketmek için çok düşük devirlerde de sürekli yol almaya çalışmayın. Çok düşük devirlerde kullanılan bir otomobilin motoru daha çabuk yıpranır; bu da yakıt tüketimini azaltarak yapılan tasarrufun tamir ve yedek parçaya verilmesine neden olur.

Rölantide ısıtmayın!
Motoru rölantide ısıtmak yakıt tüketimini artırır. Motoru çalıştırıp hemen yola çıktığınızda yaptığınız birinci kilometre sonunda otomobilin yaktığı yakıt üç dakika rölantide çalışarak yaktığı kadardır.
Yapılan bir teste göre 1.6 litrelik motor taşıyan kompakt sınıftaki bir otomobil 0 (sıfır) derece hava sıcaklığında marşa basıldığı andan 10’uncu kilometrenin sonuna kadar yaklaşık 4 litre yakıt tüketiyor. Motor normal çalışma sıcaklığına dört kilometre yol katedildikten sonra ulaşıyor ve tüketim fabrika verilerine yakın hale geliyor. Bu nedenle özellikle soğuk havalarda kısa mesafelerde otomobil kullanmak yerine yürümeyi tercih edin.

Doğru viteste ilerleyin!
Birinci vites otomobile hareket vermek için tasarlanmıştır. Uzun süre bu viteste gidilirse yakıt tüketimi anormal miktara yükselir. Vites değiştirirken motorun üst devirlere çıkarmaktan kaçının. Her motorun maksimum devir sayısı ve en verimli çalıştığı devir aralığı vardır. Bu devir otomobilden otomobile değiştiği için teknik verilerine bakarak ya da servislere danışılarak öğrenilebilir. Teknik verilerde “maksimum tork” adı altında görülen değer genellikle motorun en verimli çalıştığı ve az yakıt tükettiği devirdir. Otomobilden otomobile değişmekle birlikte genellikle 2000-4500 d/d aralığında olan maksimum tork devrinde kalacak biçimde vitesler değiştirildiğinde yakıt tüketimi önemli ölçüde azalacaktır.
Ancak hiç bir zaman fabrika verisi olarak açıklanan yakıt tüketimine ulaşmayı hayal etmeyin. Çünkü bu veriler 90 km/s hızda, rüzgarsız ortamlarda tespit edilen verilerdir.
Otomobili yol ve trafik koşullarına uygun kullanın. Ne kadar kararlı ve sakin otomobil kullanırsanız o kadar az benzin tüketirsiniz ve otomobiliniz de o kadar az yıpranır. Otomobili akan trafiğin hızına uygun kullanın. Aksi kullanım sürücünün ani frenaj ve ani hızlanmalara ihtiyaç duymasından ötürü yakıt tüketimini artırır. Önünüzdeki araçla yeterli takip mesafesi bırakın. Sık sık şerit ve hız değiştirmekten kaçının. Yavaşlamak gerektiğinde, örneğin kırmızı ışığa yaklaşırken hızı koruyup ani frenle durmak yerine ayağınızı gazdan çekerek otomobili motor kompresyonuyla yavaşlatıp hafif frenle durmak yüzde 15-20 oranında daha az benzin tüketmenizi sağlar.

Otomobilinizi hafifletin
Otomobilinizin üzerine monte ettiğiniz eşya yüklü portbagaj 100 km mesafede 2 litre, boş portbagajsa otomobilin aerodinamik yapısını olumsuz etkileyeceğinden yakıt tüketimini ortalama 0.5 litre artırır. Hız büyüdükçe hava direnci o oranda artacağı için portbagaj kullanıldığında yavaş gitmek göreceli olarak yakıt tasarrufu sağlayabilir. Otomobile fazladan takılan aynalar, süsler, o otomobil için özel olarak üretilmemiş spoylerler ve benzeri hava tutucu herşey aracın aerodinamik yapısını etkileyerek yakıt tüketimini artırır. Açık camlarla yolculuk yapmaksa neredeyse otomobilin iç mekanının bir paraşüt görevi görmesine sebep olur. Açık camlar şehir içi ya da şehir dışı yolculuklarda yakıt tüketimini 100 km’de en az 0.3 litre artırır; ancak camları kapatıp, varsa klimayı açmak da çözüm değildir; çünkü klima havanın sıcaklığına ve kullanılan kapasiteye göre yakıt tüketiminin 0.5-1 litre arasında artmasına neden olur. Unutmadan otomobilinde gereksiz yük bulundurmayın. Otomobilde bulunan her türlü ağırlık yakıt tüketimini olumsuz yönde etkiler. Tüketim artışı motor gücü düşük olan araçlarda daha belirginleşir. Standart bir otomobilde her 100 kg fazlalık için 100 km’de 1 litre tüketim hesaplanabilir. Bu nedenle otomobilde taşınan gereksiz eşyaları boşaltmakta yarar var.

10 ipucu
1- Aşırı hız yapmayın, yüksek devirlerde otomobil kullanmayın.
2- Ani kalkıştan ve frenden kaçının.
3- Yokuş aşağı inerken gazdan ayağınız çekin; vitesi boş atmayın, kontağı kapatmayın
4- Fazla ağırlıklardan kurtulun.
5- Aerodinamik yapıyı bozan eklentileri sökün.
6- Hava filtresini sık sık değiştirin.
7- Lastiklerinizi sık sık kontrol edin, hava basınçlarını fabrika verilerinde tutun.
8- Hız sabitleme sistemini sadece düz yollarda kullanın.
9- Uzun süre hareketsiz duracaksanız motoru kapatın, rölantide çalıştırmayın
10- Yaz aylarında klimayı ihtiyaç duydukça kullanın. Yolculuk boyunca sürekli açık tutmayın.

 

Add comment Mart 17, 2008

Bijonlar hangi sıralamayla sıkılmalıdır?

JANTIN BİJON VE SOMUNLARI NASIL SIKILMALI?



Doğru bir jant montajı, ancak bijon veya somunların önerilen tork değerlerinde sıkılmasıyla mümkün olur. Bu tork değeri bilgilerini, aracınızın el kitabında veya araç satıcılarında bulunabilir. Aşağıdaki örneklerde de görüldüğü gibi çapraz sıkma metodu kullanılması tavsiye edilir. Jantı gereğinden fazla bir tork kuvveti ile sıkarsanız, somun veya bijonun dişlerini kırabilir, poryayı eğebilir, fren disklerini zedeleyebilirsiniz.

Add comment Mart 17, 2008

Previous Posts


Blogroll

Etiketler

42 64 73 110 149 165 215 224 233 234 267 270 281 284 295 300 305 309 311 316 317 325 326 330 361 385 751 755 758 767 869 870 889 891 910 934 Aşk Resimleri Duygusal Videolar Modifiyeli Araç Resimleri Müzik Sistemleri Oyun İndir Sms Sözler Tuning Dökümanlar Tuning Videolar Yabancı

Popüler Yazılar